8 Kasım da duyurduğumuz gibi yine toplandık..Carrefourdan hareket etmeden önce,gelen arkadaşlardan biri Küçükyalı da orta refüjde bir kaniş gördüğünü yolun çok kalabalık olması sebebiyle duramadığını söylediğinde,yönümüzü değistirip Küçükyalı ya geçecektik..Hareket ettiğimizde konvoy kalabalık olunca,bir grup Kucukyalı istikametine bir grupta Kurtköy istikametine doğru yol aldik..Toparlanip buluştuğumuzda yine sevgili Koray, Küçükyalı tarafında kalıp, görüldüğü söylenen
kanisi aramaya başladığını, bulamadığında cok üzülerek bizleri aradi..
Boyle durumlarda,ilk gördüğünüzde müdahele edebilme şansı olursa,kurtarma sansı da o oranda yüksek oluyor..
Birlikte yola ciktığımız yerde Gebze den gelip bizilere katilan arkadaslarımızla birlikte
Koray la tekrar bulusmamiz saat 15.00 dogru oldu..
Biliyorum ki Koray o bölgeye gitmeseydi,içi içini yerdi..Huzursuz olurdu…
Akfırat istikametinden Mollafenariye dogru hareket ettikce,bir sey dikkatimizi çekti..
Bunu konvoydaki arkadaslarimla paylasmadim ama, o çok sayıda olan canlar daha yolun başından itabaren seyrek halde karsimıza cikti..Her gördüğümüz canı,besleyerek yolumuza devam ettik..Mollafenari istikametine dogru geldikce,sayılarının cok oldugunu bildigimiz canlar iyice azalmaya başlamıstı.Asil üzüntüm ise,Kargalı tarafında çok kalabalik grup ve gruplar halinde yasayan canlardan hic eser yoktu..
Konvoyumuz uzun ve birbirimizden kopmadan yola devam ettikce, yol boyunca rastlayamadigimiz hayvanlarin akibeti hepimizin canini sıktı..
Neredeydi bizim haftanin iki gunu ayni güzergahtan baslayarak ,Şile ve cevresi canlar icin yaptığımız turlardaki yolumuzu gözleyen canlar..Yoktu.!
Bizlere yeni katılan arkadaslarımız, daha önceki gittiğimiz yerlerdeki yoğunlugu görüp
bize katılmis ,ama bu gün aynı yoğunluktan eser yoktu..Onlar adına da elbette cok üzüldüm.Çünkü yüreklerinin merhametiyle,iç huzuru yasamak ve birebir tanık olmak için yola çıkmışlardı..
Onlar, yürekli ellerini canlara uzatamamanın sıkıntısını yaşarken , bizde yol arkadasim Sevgili Sultan hanımla,canımız son derece sıkkın, gerçeğin ne olduğunu bilmenin
sıkıntısını yasadık..
Onları bu dağ basına atan belediyeler,daha sonraki gelişlerinde bu canları acımasızca yok ediyor ve ortada hiçbir iz bırakmıyorlar..
Siz sorarsanız hakları var ya…yok..
Arayanı soranı yok…arasan da yok..
Bu turların gerçek amacı,iste bu gerceği ortaya koymaktır…!
Bu canları buralara atan yerel ve sorumsuz belediyeler,sokaklarında ki hayvanları temizleyip,(çöplerini almazlar-her taraf pislik içinde kalırda kimsenin sesi çıkmaz)
Dağ basına atmanın marifetini yasarken,diğer yandan da bu kez de orman da yok etmeyi basarırlar..
Aynı acı tecrübeyi 3 sene önce Tayakadın_Çatalca da yasadım..
Zaten o günden sonra ormana atılan canların peşine düşmek vazgeçilmezim oldu…
Barınak işleyişi,belediye zihniyeti derken iste gerçek hic de öyle yasanın dedigi gibi,
aldığımız sokağa bıraktık seklinde tecelli etmiyor bir çok belediye de…!!
Aldığın sokağa bırakamıyorsan, bırakacağın,bakılacağı yeri yapmak ve bu canları dağ başına atmaktan ve öldürmekten vazgeçecekler..
O canların takipcisiyiz…Bu sadece git besle doyur gel isi degildir…
Her şeye para bulan belediye,milyonlarca lale tohumu eken belediye bu canlara yasaması için, bakılması için;
Özellikle 2010 Kültür Başkenti seçilen İstanbul da ,buna da çözüm bulmak ve bunu biz STK larla işbirliği içinde yapmak zorundadır..
1987 yılında İstanbul da yapılan Habitat için, tarihte ki kara lekeyi hic unutmadık…!
O tarihlerde ,
Bedrettin Dalan 1987 yılında Milliyet Gazetesi'ne verdiği ilanla "25 adet komple köpek itlaf aracı satın alacağını" acıklamıştı..
Binlerce sokak hayvanımız katlettiler..
2010 da sokak hayvanlarımızı ,bu zihniyete yenik düşürmeyeceğiz..!
Tüm uğraşımızı,gerçekten korunması gereken canlar üzerine yoğunlaştırıyoruz….
Dağ baslarında bir dilim ekmeğe muhtaç edilip,ardından öldüren zihniyeti,
yine dağ basına attıkları canların peşinde olduğumuzu göstermek için gidiyoruz..
Tabi ki giderken ellerimiz,yüreğimiz boş değil…Tabi ki onları beslemekten sevmekten
manevi haz almak icin gidiyoruz..bu haz ve iç huzuru yasanmadan hissedilen birsey değil arkadaşlar.Onları dağ başındaki halleriyle mutlaka görmelisiniz..sokağınızda yaşayabilen şanslılara hiç benzemiyorlar..
Önceliğimiz onları korumak ve yaşatmak adınadır ve bu yüzden bu organizasyonlarımız devam edecek..
Bu günün sonunda ,dönmek zorunda olan arkadaşlarımızdan sonra araçlarımızda kalan,dağıtamadığımız mamaları,
O çok iyi bildiğimiz korna sesine fırlayan yolumuzu gözleyen Beykoz ormanlık alanında olan canlara giderek dağıtmayı uygun gördük..İyi ki gitmişiz.
Bugün günlerden Pazar…Ve birlikte gittigimiz tüm arkadaşlarımızın ortak düşüncesi gece karanlığı düşsede,yüzlerce cana derman olduk..Aclıktan döktüğümüz mamaları
yutarcasına yediler..Onlar yedikçe biz beslemeye devam ettik..
Onlar Akfırat ın,Beykoz un tok canlarıydı..!!
Ve tabi ki her zaman ki gibi payımıza,ayağı kırık bir can dostu düştü..
Günü yine kliniğe uğrayarak bitirdim….
Bu ziyaretler devam edecek…Bizlerle neden oraya gittiğimizi bilen tüm can dostlarına,gelemeyip gönlü onlarla olanlara,
bir kez daha onlar adına teşekkür ediyoruz…
Bir sonra ki ziyaret yerimizi en kısa surede acıklayacağız…
Saygılarımızla…
        
|
| |
Ekleyen: | Tarih: 09.11.2009 - 03:09:23 | Okunma: 238 |
|
Yazılmış Yorum Bulunamadı.
|