Birşeyleri yazmadan önce,yaşamak görmek lazım. Görmek,dokunmak,anlamak lazım. Tıpkı terapi uğruna eziyet çeken ,Antalya da Yunus Terapi Merkezindeki görüntüleri Savaş Karakaş ın İz Tv deki belgeselinde olduğu gibi.. İzleyeniniz var mı? Terapi havuzlarındaki yunuslar,zihinsel ve bedensel engelli cocukların terapisinde kullanılıyor ve belgeselde birçok prof. görüşü bu yontemin gecerli olmadığı gibi, yunuslara zarar verdigi yönünde.. İzlediğimde,cocukların yunusların sırtında,yüzgecinde tutunarak nasıl bir terapiyse tedavi edilmeleri sağlanmakta..! Bir havuz ve temizligi klorla yapılmakta.. Tabi ki, gülerken ÖLÜRLER..!
Bu belgeseli seyrettikten sonra,Dubai gezimizde kaldığımız Atlantis otelin yunuslarla ilgili kısmına gitmeden duramadım.. Oldukca kalabalık ziyaretcisi olmasına ragmen,ki bu ziyaret ciddi bir meblag karsılıgında kişi bası 100 $. Katılanları 8 kişilik gruplar halinde içeriye alıyorlar.. Yunusların olduğu bölüme geçmeden once,yarım saatlik barkovizyon gösterisiyle yunusların nereden ne sekilde geldigi,(cogu diger deniz canlıları tarafından yavruyken zarar görmüş) çekilmis videoları seyrettiriliyor. akabinde, yunusların ne denli hassas canlılar olduğu,memeli olmaları sebebiyle diger deniz canlılarına göre daha hassas oldukları,özellikle gözleri ve ve toplu iğne deliği kadar olan kulaklarına asla dokunulmaması gerektigi,su püskürtmek için enselerinde olan soluk borularına asla dokunulmaması gerektigini ve kuyruk kısmındaki kasların olduğu bölgeye asla ağırlık verilmemesi konusunda temel bilgiler anlatılıyor. Bakıcıları esliginde bizlere yanaşacak olan yunusların sadece sırtına el sürebilecegimizi ,onları ne sekilde öpüp kucagımıza nasıl alacagımız uzun uzun barkovizyonla anlatılıyor.. Yunus havuzuna gecmek icin, streril sudan gecip,üzerimize kaucuk giysiler verilip özel havuza öyle geçtik. Orada,2 eğitmen önce bizlere nasıl durmamız ve ne yapmamız gerektiğini anlattı. Tina da tutsak bir yunustu.. Yasadığı muhteşem bir alan ,insan sokulmayan özel yüzdükleri çok büyük deniz suyu olan kısma giremedik tabi.. Sadece resimlerde göreceginiz sekilde ,bize öğretilen gibi,eğitmenleri eşliğinde dokunduk sırtına ,öptük.. Müthiş bir duyguydu yaşadığım.. Tutsak bir yunusa ,korkarak ve sevgi dolu yaklaşırken, aklıma antalyadaki terapi havuzunda yunusların her yerine zarar veren,sağlık uman cocuklar geldi..O evlatlarımıza şifa diliyorum ama,zarar gören bir canlıyla nasıl olur bu? Antalya daki bir yunusun üstünde cocuk,cucuğun aileden bir yakını ve yunusun eğiticisi tepesine binmiş ve bundan büyük paralar kazanan işletmecisi geldi aklıma Savaş Karakaş ın belgeselindeki.
İnsanoğlu olarak, kendimizi her canlıdan üstün görmemiz,güçlü ve kurnaz teknolojiler yüzünden ve hala insanlara olan inançlarını kaybetmeyen canlılara, yaptığımız ve yapacağımız her eziyetin birgün son bulmasını diledim ,TİNA nın gözlerine bakarak..
Elimde olsa, tıpkı balıkcıların kovasında yüzen canlı balıklar gibi,bedelini ödeyerek tekrar denize döndürebilmeyi cok isterdim TİNA yı..




|
| |
Ekleyen: | Tarih: 23.03.2010 - 23:07:35 | Okunma: 286 |
|
|
Yazan |
Hasibe KÜÇÜK |
Oy: 5 |
 |
E-Mail |
serseri_hasibe@hotmail.com |
 |
Yorumu |
haberinizi ilk defa görüyorum ve hayvanlara werilen öenmden ddolayı sizlere teşekkürlerimi sunuyorum fakat danimarkanın feroe adalarında her yıl 18 yaşına girecek gençlerin gençliğe ilk adımı belirten bir gösteri ilk yüz binlerce calderon yunusları acımazıszca öldürülüyor bu duruma duyarsız kalmamalıyız hayvan sewerler olarak |
|
Tarih |
26.05.2010 - 21:43:34 |
|
|
|